Çocuklar, neden “özerklik” ilan etmek ister?

image

Klinik Psikolog Mustafa Sungur, ebeveynler için oldukça önemli bir başka konuya,  “Çocuklarda psikolojik gelişim” konusuna ışık tutuyor…
Bireyin, duygusal, bilişsel, iletişimsel ve algısal özellikleri ile çevresiyle uyumlu ve dengeli bir etkileşim kurabilme yeteneklerinin tümüne psiko-sosyal gelişim denmektedir.

Psiko-sosyal gelişim bebeklik yıllarında başlayıp tüm yaşamımız boyunca devam eder. Bedensel, ruhsal ve sosyal sağlığımızın; her yaş döneminde uyumlu, esnek ve dengeli olması psiko-sosyal sağlıklılık olarak tanımlanabilir.

Bebekliğin ilk günlerinden yaşamımızın son anına kadar aslında hep gelişmek ve büyümek üzerine programlanmışızdır. 1-2 aylık bir bebek için, ağladığında annesinin yanına gelmesi, ona süt vermesi bebeğe hayata dair umut etmeyi öğretir.

Özellikle emzirilme döneminde anneyle geçirilen zaman, anneyle sıkı sıkıya ten teması kurmak bebeğin “temel umut” duygusunu geliştirir. İnsan bu dönemde kazandığı umutla hep ileriye bakar, gelişir, başarır, büyür.

“Her şeyi ben yaparım!”

image

Çocuk 2-4 yaşlarına geldiğinde çevresini anlamaya, onu değişimlemeye başlar. Bu dönem “her şeyi ben yaparım” dönemidir. Çocuk öğrenmek için çevresindeki her şeye karşı güçlü bir merak içindedir. Denemek, incelemek ister. Bu merakla birlikte kendi seçimlerini yapmak, karar vermek; yani bir birey olduğunu kanıtlamak çabasına girer.

Tüm çocuklar bu dönemde özerkliklerini ilan etmek isterler. Anne babalar bu dönemde çocuklarıyla sınır konusunda sık sık karşı karşya gelirler.

Yemek yemek, uyumak, banyo yapmak, oyun saatlerini ayarlamak hep bir çatışma nedeni olabilmektedir. Ancak çocuk bu dönemde aslında hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı “özerklik duygusu” nu kazanmaya çalışmaktadır.

Çatışarak öğrenirler…

image

Anne babaların bu dönemde çocuklarına koydukları sınırları; çocuk ebeveynleriyle çatışarak öğrenir ve aslında yaşamsal bir beceriyi yani “iradeyi” böylece kazanır.

Çocuk biraz daha büyüdüğünde, sınırlar aşağı yukarı oturur, çatışmalar biraz hızını keser. Çocuk artık kendisi için bir hedef belirleme dönemine gelmiştir. Genelde ilk hedef anne ya da baba olmaktır.

Bu dönemde çocuk farkında olmadan cinsel ve sosyal kimliğinin temellerini atmaya başlar, anne ya da baba gibi davranır, onlar gibi giyinmek ister.

Çocuk bu yaşlardan okul yıllarına kadar geçen sürede yaşamsal bir “amaç” edinir. Bu amaçlar doktor olmak, öğretmen olmak olabileceği gibi okula gitmek ya da bisiklete binmeyi öğrenmek olabilir.

Amaçlarını kendi belirleyen, karar verebildiğini öğrenen çocuk hayatı pozitif yanlarıyla algılar. Çünkü hayatının kontrolünün elinde olduğunu bilerek daha güvenle ilerler, umutla büyür.

Okul dönemi aile ve çocuk için zorlukları beraberinde getirir. Çocuk okul döneminde yetenek ve yetkinlik alanlarını fark etmeye, öğrenmeye ve belirlemeye dönük güçlü bir isteklilik içindedir.

En iyi yaptıkları şeyi ortaya koyarlar

image

Çocuklar bu amaçla hep “neyi yapabiliyorum? ne konuda başarılıyım?” gibi sorularla kendi yetkinliklerini keşfetmeye çalışırlar. Ebeveynler zaman zaman çocuklarının belli konularda fazlaca ilgili olduklarını, bazen takıntı seviyesinde bir konu ya da duruma saplandıklarını görürler.

Çocuklar okulda akranlarıyla iletişim halindeyken; en iyi yaptıkları şeyleri ortaya koyarlar. Örneğin: dünya kupasında yer alan tüm takımlar ve oyuncuların adlarını ezbere bilmek, yabancı bir dil konusunda daha meraklı ve bilgili olmak ya da bir bilgisayar oyunu veya programı konusunda akranlarına kılavuz olmaya çalışmak gibi.

Bu ve benzeri konularda çocuklar da görülen ilgi daralması ve bu ilgiye saplanma bazen öğretmenler, anne babalar tarafından takıntılı davranışlar olarak algılanır. Aslında bu durumu kendi “yetkinliğini” belirleme çabası olarak görmek, çocuğu anlamak açısından yararlı olabilir.

Kimlik duygusu

image

Ergenlik yıllarına gelindiğinde; çocuklar kendilerini tanımaya çabalarlar. “kime göre neyim?, ben kimim? Kim olmalıyım?” gibi birçok cevabı zor sorunun peşinden gittikleri bu yıllarda ergen, “kimlik” duygusunu geliştirir. Akran ilişiklerini, aile ilişkilerinden daha çok önemser. Başkalarının onu nasıl algıladıkları konusuna hayatı önem atfeder.

Çocukluğun ilk dönemlerindeki “ben yaparım” tutkusunun yerini artık “ben biliyorum, ben istiyorum” kavramı alır. İtirazlar, inatlaşmalar, kurallara muhalefetler bu dönemde daha da artarak devam edebilir.

Bu dönemde ailenin sınırları çocuk tarafından fazlaca zorlanabilmektedir. Evdeki kurallar ergenlik döneminde esnetilmeli, ancak ergenin sorumluluklarını alması sağlanmalıdır. Sınırlar çocuğun sorumluluk alma becerisi ölçüsünde esnetilmelidir.

İnsan, bebeklikte öğrendiği “umutla, sonraki yıllarda kavradığı “iradeyle”, edindiği “amaçla”, belirlediği “yetkinlikle” ve inşa etiği “kimlikle” hayata tutunur ve sağlıklı bir birey olma yolunda ilerler.

Mustafa SUNGUR

Klinik Paikolog
sungurm@gmail.com

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz