Anne ve babanın boşanması çocukları nasıl etkiler?

Boşanma, özellikle çocuklu çiftler için pek çok sorunu ve kaygıyı beraberinde getiren zorlu bir süreçtir. Boşanma sürecinden çocukların en az olumsuz etkilenmesi için neler yapılmalı?

Psikolog Pervin Güneş, bu konuda ebeveynlere şu önerilerde bulunuyor. 

Çocuk için anne, baba ile birlikte yaşamak, anne baba ile büyümek,ailenin parçalanmamış olması çocuğun hem duygusal gelişimi hem de sosyal ve ruhsal olgunlaşması açısından gereklidir. 

Ancak işler her zaman gerektiği gibi gitmemekte anne ve baba arasında sürekli gerginlik, huzursuzluk ve çatışma olabilmekte ve bu durumun aile fertlerini de olumsuz etkilediği görülmektedir. 

Evlilik bir birlikteliktir ve bu birliktelik yaşamın önemli bir parçasıdır. Yaşamımızda temel amaç mutlu ve huzurlu olmaktır. Eğer evlilikte bu durum sağlanamıyor ise anne babanın mutsuzluğu çocuğa da mutlaka yansıyacaktır.

Evliliğin hangi aşamada biteceği sorusunu cevabı çok kolay değildir. Ancak çiftler ciddi sıkıntı içerisindeyse o evliliği sürdürmek çok da doğru değildir. Evlilik birliliğinin sürdürülmesi adına mutsuz olan anne ve babanın çocuğa verebileceği duygusal ve ruhsal doyum da yetersiz olacaktır. Ayrılma kararını açıklarken mutlaka anne ve baba çocuğa birlikte açıklamalıdır.

Çocuklar ayrılık nedenini tespit etmiş olsalar bile ne olursa olsun detaya girilmemeli, çocuğun algılaması mümkün olmayan nedenler açıklanmamalıdır. ‘Biz evliliğimizi sürdüremiyoruz, anlaşamıyoruz, sıkıntı yaşıyoruz, geriliyoruz, huzursuz oluyoruz, dolayısıyla sen de huzursuz oluyorsun ve bu huzursuzluğu ortadan kaldırmak için biz ayrı ayrı yaşamaya karar verdik, ayrıca senin annen ve baban olarak yanındayız, annen ve baban olmaya devam edeceğiz, bizi her zaman görebilirsin, bizlerle ilişkilerinde bir değişiklik olmayacak.’ denmelidir. 

Çocuğa yaşına göre açıklama yapılmalı, 5 yaşında bir çocuğa yapılacak açıklamayla 10 veya 15 yaşında bir çocuğa yapılacak açıklama arasında fark olmalıdır.

Çocuğun zihnini bulandıran aklının pek de almayacağı açıklamalarda bulunulmamalıdır. ‘Baban onu yaptı, annen bunu yaptı, bundan dolayı ayrılıyoruz, bu hatayı yapmasaydı biz ayrılmış olmayacaktık.’gibi konuşmalardan kaçınılmalıdır. Boşanmış ailede çocuk, düzeninin bozulması, ebeveynlerden birinin uzaklaşmış olması, yakın geleceğin bilinmemesi gibi nedenlerle sıkıntı yaşar. 

Burada önemli olan çocuğun yaşamındaki düzenin bozulmasıdır.

Bu düzenin devam ettirilmesi çocuğun olumsuz etkilenmesini en aza indirir. Bunun için çocuk, anne ve babasını düzenli aralıklarla ama sürekli görebileceğinden emin olabilmelidir. 

Anne ve babanın farklı evlerde yaşamasına rağmen çocuğu ile yakın ilişkilerini sürdürebilmeleri, birbirleriyle olan iletişim biçimleri, çatışma çözme ve öfke kontrol stratejileri ile çocuklarına model olmaları çocuğun kişiler arası ilişkilerini etkileyeceğini bilmelidirler. 

Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkisi çocuğun yaşına göre de değişiklik göstermektedir. Örneğin bazı çocuklar boşanmayı anne ve babalar tarafından reddedilme olarak algılayabilirler. 

Ancak bu duygu zamanla bir suçlu arayışına girilerek anne ya da babaya yönelik öfkeye dönüşebilir. Üzüntü ve depresif duygu durumu sıklıkla görülür.

Boşanma sonrası özellikle ilk yıl boyunca çocuklarda öfke, kaygı, korku ve suçluluk duyguları görülebilir. Ancak bu sorunlu tepkiler ikinci yıldan itibaren azalmaktadır. 

Çocukların bu dönemde; alıştıkları aile düzenine uyum sağlamak için, zamana, ilgiye, sorularının doğru, gerçekçi ve somut biçimde yanıtlanmasına ihtiyaçları vardır. 

Anne ve babaların bu süreçte çocuklarının tepkilerine duyarlı olmayı ve gerekli desteği vermeyi sürdürmeleri gerekir.

Anne ve babaların çocuğa yaptıkları açıklamaların tutarlı olması, birbirleri hakkında olumsuz ve suçlayıcı dilden uzak durmaları, çocuğu birbirlerine karşı kullanmak gibi tutumlardan kaçınması önemlidir. 

Bu dönemde çocukların evden ayrılan ebeveyne ilişkin temel duygusu onun tarafından istenmediği ve reddedildiği şeklindedir.

Bu durum çocukta özgüven problemleri, değersizlik hissi, depresif duygu durumu, kaygı, okul başarısında ciddi düşüş ve sosyal uyum sorunlarına neden olabilmektedir. Çocuk için artık anne ya da babasından biriyle bir arada yaşayamayacağı söz konusudur.

Sevdiği birinde ayrılmak zorundadır. Onunla aynı evi paylaşamayacaktır ve kendini kötü hissedecektir. Çocuğun kendini kötü hissettiğini şu belirtilerle anlayabiliriz:

-Sık sık nedenli nedensiz ağlama

-Yalnız kalmayı isteme, odaya kapanma

-Durgun,neşesiz ve üzüntülü yüz ifadesi

-Normal zamanlara göre daha az konuşma

-Arkadaşlarıyla birlikte olmayı ve okula gitmeyi istememe

-Sık sık dalıp gitme

-Önceden çok severek ve isteyerek yaptığı şeylere karşı ilgisizlik

-Çabuk sinirlenme,saldırgan davranışlar gösterme.

Eğer çocuğumuz bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşıyorsa ona, onu anladığınızı hissettirmelisiniz, çocuğunuzun verdiği bu tepkilerle ilgili olarak ‘ne diye ağlıyorsun?, ağlayınca baban geri mi gelecek?’ gibi ifadeler çocuğun sıkıntısını arttırır.

Özellikle ağlamayı kendilerine yakıştıramayan daha büyük erkek çocuklarında, duygularını saldırgan davranışlarla ifade etmelerine rastlanır. Bu durum anlayışla karşılanmalıdır, ona bu duyguların doğal ve yaşanması gereken şeyler olduğu mesajı verilmelidir. 

Bu mesajı alan çocuk anne ya da babası ile daha kolay bir duygusal paylaşım yaşar.

Çocuğun yalnız kalma ve terk edilme düşünceleri azalır , kendisini kötü hisseden çocuğa başka bir destek de ona hoşlanacağı ilgi alanları bulmasında yardımcı olmaktır. 

Evden çıkmak istemeyen adeta dünyaya küsmüş bir çocuğu dışarı çıkarabilecek, ilgisini çekebilecek hoşlandığı faaliyetler bulunmalıdır. Bazen çocuğun kaygı ve korkusunun nedenini tahmin etmek güç olabilir. 

Ancak bu korkunun nedenini anlamaya çalışmak gerekir. Kaygı ve korkusu nedeniyle çocuk suçlanmamalı alay edilmemelidir.

Çocuğa olumlu mesajlar verilmelidir, çocuğun problemli davranışları ve duyguları anlaşılmaya çalışılırken ”Evet bir üzüntü içerisindeyiz ama bunu halledeceğiz, seninde üzüldüğünü biliyorum, görüyorum,sen de en az benim kadar gerginsin. Bu süreci birlikte atlatacağız ben ve baban sana yardımcı olacağız gerekirse bu sorunları atlatmak için destek alacağım” denilebilir.

Çocukla konuşurken geleceğe yönelik endişe oluşturmasına neden olacak,onu umutsuzluğa sürükleyecek mesajlar verilmemelidir. Çocuğun ayrılığa vereceği tepkiler bazen normal sınırları aşıp ruhsal anlamda sorun haline de gelebilir.

Depresyon,kaygı bozuklukları,uyku bozuklukları,okul başarısızlığı ve davranış sorunları gibi psikolojik sorunlarda mutlaka bir uzmandan yardım istenmelidir. Boşanma sürecinde anne ve babanın:

-Çocuk haftalık olarak hangi evde ne kadar bulunacak

-Çocuk tatiller ve özel günleri kiminle, ne süre ile geçirecek

-Çocuğun sağlık konuları için nasıl bir iş bölümü uygulanacak

-Çocuğun yaşamı ile ilgi önemli konular nasıl görüşülüp müzakere edilecek

-Çocukla ilgili giderler nasıl karşılanacak

-Okul dışı etkinlik,kurs, sosyal faaliyetler nasıl kararlaştırılacak ve düzenlenecek

-Anne baba arasında iletişim hangi yolla ve ne sıklıkla sağlanacak

-Çocuğun disiplin ve denetimi ile ilgili temel ilkeler, kurallar, yasaklar neler olacak

-Çocuğun yeni bir sevgili ya da eş adayıyla tanışması ne zaman ve nasıl düzenlenecek, konularında uzlaşamaması durumunda uzman görüşüne başvurarak destek alması gerekir.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz