Hamile bir kadın neler hisseder?

image

Hamilelik, dünynaın en mucizevi olaylarından biridir. Düşünsenize, içinizde yeni bir insana hayat veriyorsunuz….

Bu mucize yavaş yavaş gerçekleşirken anne adayının da bütün hayatı değişiyor.

Peki hamile bir kadın bu süreçte neler hisseder?

Klinik Psikolog Doç. Dr. Ayten Zara’nın buna ilişkin yanıtlarını derledik…

– Hamile bir kadın dünyayı nasıl görür?

image

Ölüm gerçeği:  Kadınlar hamile kaldığında ölüm gerçeğiyle temas ederler. Bebeğini kaybetme ya da kendine bir şey olursa bebeğine ne olur düşünceleriyle iç içe yaşarlar. Bu kaygı bilinçli ya da bilinçdışı yollarla (mesela rüyalar gibi) sıkça dile gelir.

Duygusal gelişim: Kadınlar ruhen değiştiren bir durumdur hamilelik. Bir diğeri de doğumdur. Her iki süreç de kadını duygusal ve düşünsel olarak çok geliştirir. Kadın, hamilelikle başlayan ve doğumla devam eden hızlı bir duygusal büyüme gösterir.

Bu duygusal gelişim bazen kendi eşiyle arasında çatışmalara neden olan farklılıklar doğurur. Kaygılı ve sorumlu hissedebilirler: Hamilelikte kadın, zihinsel olarak sürekli bebeğiyle, onun sağlıklı gelişimiyle meşguldür.

Duygusal olarak bebeğin sağlığı, doğumu, bakımı ve hayatı nasıl etkileyeceğiyle ilgili kaygılı ve sorumlu hissedebilir.

image

Annelik hüznü: Ağlama isteği, huzursuzluk, uykusuzluk, iştahsızlık, dikkat dağınıklığı belirtilerinin görüldüğü annelik hüznü hamilelik sürecinde başlayabilir ve doğumdan hemen sonraki ilk günlerde bir iki hafta yoğun olarak yaşanır ve geçici bir durumdur.

– Hamilelikten önceki dönemle kıyaslarsak kadınların en büyük hassasiyetleri neler olur?

Hamilelikleri süresince kadınlar fiziksel ve psikolojik olarak bir sürü değişiklikle yüzleşmek zorunda kalırlar. Hamile kadınları psikolojik yapılarına göre iki gruba ayırabiliriz:

Kaygılı ve depresif olanlar:

image

Bu gruptakiler yukarıda bahsettiğimiz ve daha farklı nedenlerle hamilelik sürecini bir hastalık gibi yaşarlar. Çevresindekiler de bunu olumsuz duyguları ve tavırlarıyla pekiştirirler. Hamilelik ve doğum sonrası da onlar için kaygılı bir süreçtir. Sürekli gergin, endişeli ve evhamlıdırlar. Dış etkenlerin varlığı yanında, kaygılı bir kişilik yapısı da bu süreci böyle yaşamalarına neden olur. Bu gruba giren kadınlar kendilerine ya da bebeklerine kötü bir şey gelecek korkusuyla yaşarlar.

Huzurlu ve sakin olanlar:

image

Bu anne adayları hamilelik sürecini ruhen ve bedenen keyifle yaşarlar. İlişkisel ve sosyal olarak ihtiyaç duydukları destekleri de varsa mutlulukla doğumu beklerler. Ayrıca doğum sonrası için de bebeğin getireceği değişimlere karşı kendilerini gerçekçi olarak hazırlarlar. Bu grup kadınlarda da kaygı vardır ancak kaygıyla bilinçlenerek başa çıkarlar.

– Peki bu duygular bebeği nasıl etkiler?

Kadınların hormonal, fiziksel ve ruhsal değişimlerle karşı karşıya kalmaları, kadının bebeğine yeterince bakamayacağına dair düşünceleri, hamileliğin duygusal ve cinsel ilişkisini zorlayıcı bir etkiye sahip olması ve yeterince destek alınmaması hamile kadının depresif belirtiler yaşama riskini artırır.

image

Diğer önemli bir noktada da bizim gibi geleneksel toplumlarda, batıl inanışlar ve tabular da hamile kadınları seks ve hareket anlamında baskı altında bırakıp strese sokar. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kadınların yaklaşık %30’u hamilelikleri sırasında depresyon yaşama riskine sahiptirler. Bu durum bebeğin de kaygılı bir bebek olarak doğmasına neden olur.

Bir bebeğin psikolojisi anne ve babanın psikolojisine bağlıdır. Dolayısıyla çocuğun tek ve yegane kaderi vardır. Annesi ve babasının kimler olduğudur. Bebeğin mizaç ve psikolojisi buna bağlı olarak gelişir.

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz