Covid – 19 pandemisi ve çocuklar: Bazı gözlemler ve öneriler


Hayatımızda son 5 ayın en önemli konularından birini Covid – 19 pandemisi oluşturuyor ve hastalığa yakalananlar ya da yaşamını yitirenler dışında bu pandemiden yaşamı etkilenenlerin başında çocuklar ve gençler geliyor. Tabiii bu dönemde ülkemizdeki medyanın ve medyasever “uzmanların” her türlü -bazen nörotik haykırışları da içeren- abartılı davranışları da öne çıktı ve bunun üzerinde ayrıca durmak lazım. Bu kişilerle çocuklar arasında da bir bağ var; çünkü kendisini duyulmamış uzmanlıklar ile tanımlayan bazı kişiler özellikle merkezi sınavlar konusunda felaket tellallığı yaptılar ve ailelerin/gençlerin kaygılarını en üst düzeye çıkardılar. Oysa bu yazının yazıldığı pazar günü itibarıyla merkezi sınavlardan kaynaklanan önemli bir sorun yansımadığını görüyoruz. Ülkemiz en radikal “halkçı” görüşleri dile getiren bazı kişilerin, aslında insanların dertlerine empati ile yaklaşmadığını, bir derde deva olmaktan çok, bu sorunları araçlaştırarak abartılı performanslar sergilediğini, esas motivasyonlarının kişiliklerinden kaynaklandığını biliyor. Neyse bu konuyu burada bırakalım ve çocukların aslında yalnızca pandeminin yarattığı sorunlara değil, onlar üzerinden prim yapmaya çalışan çeşitli kişiliklerin olumsuz etkilerine de maruz kaldıklarını söylemekle yetinelim. Bu yazının amacı ise esas olarak, her gün çok sayıda çocuk ve ergen gören, onların aileleri ile uzun konuşmalar yapabilen bir klinisyen olarak bazı gözlemlerimi paylaşmak.
Hızlı kilo alma, elektronik oyunlar, sosyal medya ve ergenlik sürecinin tetiklenme ihtimali
Karantina günlerinde çocukların yaşamlarındaki en önemli değişiklik, okul günü neşesinden uzakta kalmak ve evlere tıkılmak oldu. Bu da ister istemez rutin fiziksel aktiviteden uzaklaşmaya, düzenli spor yapanların bu sporlara ara vermesine ve evde kalmanın sıkıntısı ile çok yemeye, özellikle de endüstriyel ürünlerin tüketiminde artmaya neden oldu. Birçok çocuğun bu dönemde ortalama 3-4 kg aldığını, birçok aile ve çocuğun günlük fiziksel aktivitenin sağlık için ne kadar önemli olduğunu fark ettiğini ama ev içlerinde bunu sağlamanın zorluğunu yaşadığını görüyoruz. Tabiii ev içinde kalmak kadar online derslerin de etkisi ile çocukların ekran başında geçirdikleri süre de çok arttı ve çocukların sosyal medya (özellikle de Instagram) ile etkileşimleri en üst düzeye çıktı. Tabii çocukların medyasını izlemek sanıldığı kadar kolay değil ve bazı çocuklarda buralardaki etkileşimlerin etkisi ile gereğinden daha çok zayıf bedenlere sahip olma, bunun için ketojenik diyetlere başvurma gibi eğilimlerin uç verdiğini, bunun da depresyon süreçlerini tetikleyebileceğini görüyoruz.
Yine birçok çocuğun gece geç saatlere kadar uyumadığını, elektronik oyunlarda, dizilerde ya da sosyal medya platformlarında zaman geçirdiklerini, ertesi gün geç kalktığını görüyoruz. Oysa 6-13 yaş grubunda önerilen uyku süresinin 9-11 saat (7 saatten az, 12 saatten fazla olmamalı), 14-17 yaş arasında ise 8-10 saat (7 saatten az, 11 saatten fazla olmamalı) olduğunu biliyoruz. Çocukların uyku ritmlerinin bozulması kadar, sabah zindelik sağlayan hormonların etkisini kaybettikten sonra güne başlamaları, gün boyu cansız/isteksiz bir halde günü geçirmeleri şeklinde önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Tabii daha önce yazdığımız üzere elektronik oyunların çocukların bir çok hormonunun boşa harcanmasına neden olduğunu, genetik yatkınlığı olan bazı çocuklarda kalp ritminde bozukluğa neden olup, bayılma ile sonuçlandığını, çocukların akranları ile yüz yüze iletişimini aksattığını biliyoruz. Bu oyunların uzun dönem etkileri, özellikle de bağımlılık ve ruhsal tükenmişlik süreçlerine katkısı konusunda araştırmalara ihtiyaç var.
Karantina sürecinde çocukların yaşamındaki bu değişiklilerin doğrudan etkilerinden biri olan hızlı kilo alımına, bazı çocuklarda erken ergenlik ve büyüme hızlanması gibi endokrinolojik değişikliklerin eşlik ettiğini gözlemliyoruz. Henüz bu konuda bir veri olmamakla birlikte, önceki araştırmalardan yüksek kalorili beslenmenin ve hızlı kilo alımının ergenliği başlatan merkezleri uyardığını biliyoruz. Son haftalardaki gözlemlerimiz bu araştırmaları doğruluyor. Tabii bu sürecin geçici olma ihtimali de var ve çocukların hızla eski kilolarına ve sağlıklı yaşam rutinine dönmelerinde yarar olduğunu söyleyebiliriz. Ailelerin yaşamın normalleşmesi ile birlikte, çocuklarının düzenli uyku, ekran başında geçirilen zamanın 2 saatten az olması, alınan kiloların verilmesi, elektronik oyunlardan uzak, insanlarla iletişimi önceleyen bir günlük yaşam kurmaları konusunda çocuklarına destek olması çok önemli görünüyor.
Her şey olumsuz değil; bazı ailelerde çocuklarla iletişim düzeldi
Her kötü şeyin, iyi bir yanı da olabilir sözünü haklı çıkarırcasına karantina günlerinde insan ilişkilerinin hayatımızdaki yerini, günlük çalışmanın ve kendini gerçekleştirmenin anlamlı yaşam ve mutluluktaki payını, dayanışmanın ve özverinin değerini, insanlara katı davranmanın gereksizliğini, özlem duygusunu daha çok hissettik ve daha iyi bir yaşam için emek verme bilincimizi yeniledik diye düşünüyorum. Öte yandan ise evlerde çocuklarla geçirilen zaman birçok ailenin çocuklarının daha yakından tanımasını, hissetmesini sağladı ve bazı aileler çocukları ile iletişimlerinin düzeldiğini söylüyor. Ben de son aylarda gördüğüm birçok Tip 1 diyabetli çocukla beraber, onların büyüdüğünü, olgunlaştıklarını, çok azı dışında diyabetlerine iyi baktıklarını, daha iyi insanlar haline geldiklerini görmenin sevincini yaşadım ve bir kez daha çocuklara sabırla destek olmanın ne kadar gerekli olduğunu düşündüm.
Sonuç olarak yaşam devam ediyor ve bu dönemi geride bırakmayı umarak, başta çocuklar olmak üzere herkese esenlik diliyorum.
Prof. Dr. Şükrü HatunKoç Üniversitesi Tıp FakültesiÇocuk Endokrinolojisi ve DiyabetBilim Dalı

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz