Prensesin Masalı (Denge – 1)

imageYıllar yıllar önce cahil bir prenses hamile kalmış. Eline bebek eli değmemiş prenses, 3 aylık hamileyken spor salonundaki üyeliğini yeniletmiş. Yapma etme diyenlere de “Ne olacak sanki koyarım puseti koşu bandının yanına, o uyurken ben sporumu yaparım ” dermiş.
Günler geçmiş, haftalar geçmiş, aylar geçmiş ve doğum günü gelmiş çatmış. Prensesimiz assolist makyajıyla doğuma girmiş ve bebeğini nihayet kucağına almış.

6 ay içinde prensesimiz kötü kalpli bir cadıya bürünmüş. Gece boyu ortalama 2-3 saat uyumaktan göz altları jumbo boy çöp poşetine dönüşmüş. Stresten yediği cipsler ve çekirdeklerle yüzünü sivilceler kaplamış. Saçlarına tarak değmeyen günler geçirip, kenarı köşesi yırtık bir ev fistanıyla günlerce yaşamaya başlamış.

Herkesle kavga eder, mutsuzluğun kitabını yazarmış. Tüm bunlara rağmen instagramda şahane fotoğraflar paylaşır, ortalama 150 like aldığı her bir karedeyse sanki ideal bir anaymış. Özelden kendisine danışılan çocuğu nasıl uyutuyorsun sorularında ise hep çuvallar, yerlere kapaklanır ağlarmış. Kimseler bilmemiş, kimseler duymamış…

İkinci 6 ay geldiğinde uyku eğitimi alanında isim yapmış tüm pedagogları okumuş. Tracy Hogg, Ferber, Kim West, Kim Basinger’dan tutun, parktaki “Karnı aç onun karnı aç. Yatmadan önce bulgur yedir bak nasıl uyur ” diyen mahallenin Nebahat teyzesinden bile medet umarmış. Bulgur gaz yapınca tabii sabaha karşı Nebahat teyze az küfür yememiş. Ertesi gün “Nazardan o nazardan, felak nas oku bak nasıl da uyuyacak ” diyen Şükufe teyzenin de kulakları çınlatılmış. Velhasıl ne yaptıysa, ne ettiyse prensesin bebeği uyumamış.

Birgün köye bir prens gelmiş. Söylenenlere göre efsunlu bir prensmiş. Pelerinini şöyle bir rüzgara karşı savurur ve elindeki uyku değneğini değdirdiği her bebek saat sekiz demeden rüyalara dalarmış. Gece olunca köyde hiç bebek ağlaması duyulmaz ve her anne sabahları mutlu mesut yatağından kalkarmış. Çiçekler renk renk açar, kelebekler uçuşur, analar sokakları kahkahalarıyla çınlatır…

image

Yok tabi böyle bir köy.

Gerçekler acı.

Kabul edelim; bebek dediğin kuvvetle muhtemel uyumuyor.

Peki bebekler neden uyumaz? Aç olur uyumaz, gaz olur uyumaz, o gün çok eğlenir uykuya dalamaz, enerjisini atamaz uyumaz, çok yorulur bu sefer yorgunluktan uyumaz, ambulans geçer uyumaz, dolunayda uyumaz, göktaşı düşer uyumaz…

Bu sorunun cevabına istinaden efsanevi bir liste vardır. Fakat şimdi sizinle paylaşacağım nedeni ne yeni anne olmuş o kız arkadaşınızdan, ne de parktaki Hatice teyzenizden duyamazsınız.

Konu denge.

Zamane köşe yazarları gibi enterlayarak yazayım ki mevzunun ciddiyetini kavrayın;

Evet denge.

Kızımla ilgili yaklaşık 2 yıl sonra fark ettiğim şey kendisinde denge problemi olduğuydu. Kafadan kontaklıktan bahsetmiyorum (hoş, belki o da mevcut) basbayağı, bildiğiniz bedensel bir denge problemi bahsettiğim.

Her şey yolunda giderken, siz bebeğinizin yastığına lavanta yağları bile dökmüş olduğunuz halde, ısrarla uykuya geçmekte zorlanıyorsa ve biraz büyüdüğünde oradan buradan düşüyor, merdiven çıkmakta zorlanıyorsa, bu ihtimali de gözden geçirmenizi tavsiye ederim.

Bedensel denge problemi yaşayan çocukların uykuya geçmekte de zorlandıklarını, alanında on numara bir pedagog ya da fizyoterapist size açıklayabilir.

Benim kadar zahmetli bir yollardan geçmenizi istemediğim için elçiye zeval olmaz deyip öğrendiklerimi size aktarıyorum. Ancak yerim dar, bugünlük bu kadar.

Denge ve uyku probleminin nasıl birbirini tetikleyebildiğini ve neler yapılması gerektiğini bir sonraki yazımda anlatacağım.

Sağlıcakla kalın…

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz